|
|
ZİHİNSEL YETERSİZLİK
Zeka insan beyninin karmaşık bir yeteneğidir. Zihnin
birçok yeteneğinin uyumlu çalışması sonucu ortaya çıkan bir
yetenekler bileşimidir. Zihnin algılama, bellek, düşünme,
uslanma, öğrenme gibi birçok işlevini içerir. Bir başka
tanımla; “zeka, zihnin öğrenme, öğrenilenlerden
yararlanabilme, yeni durumlara uyabilme ve yeni çözüm
yolları bulabilme yeteneğidir”.
1. Sınır ve donuk
düzeyde zihinsel kapasiteye sahip bireyler ve özellikleri
Sınır ve donuk zekalı çocuklar, ağır öğrenen
çocuklar olarak bilinirler. Bir toplumdaki zeka dağılımı çan
eğrisine uygun biçimlenir. Üstün zekalılar eğrinin bir
ucunda, özel eğitim kapsamına alınan hafif, orta ve ağır
düzeyde öğrenme yetersizliği yaşayanlar diğer uçta, normal
zeka potansiyeline sahip olanlar ise ortalarda toplanırlar.
Sınır ve donuk zeka düzeyinde bulunanlar ise özel eğitim
kapsamına alınanlar ile normal zeka potansiyeli arasındaki
bir grubu oluştururlar. Öğrenmenin gerçekleşmesinde
geçirilen basamaklara bakıldığında, bu çocuklar ile
yaşıtları olan diğer çocukların farklı basamaklardan
geçmediği görülmektedir. Ancak sınır ve donuk zeka
düzeyindeki çocukların bu basamaklardan geçmeleri daha yavaş
olabilmektedir. Bu düzeydeki çocuklar için özel eğitim
uygulanmamakta, öğrenimlerini 1 – 2 yıl geriden
izlemektedirler. Zihinsel yetersizliği bulunan çocuklar
olarak tanı almaz ve değerlendirmezler ancak yaşıtlarından
çok daha geç ve güç öğrenirler. Çabuk kavrayamaz,
öğrendiklerini çabuk unuturlar. Çok ve sık tekrara karşın
ağır öğrenir, sınıfın en gerisinden giderler. Okulda ve evde
kolay tanınamazlar, “tembel, dikkatsiz ve haylaz” olarak
nitelendirilebilirler. Genellikle 1. sınıfta okumayı en geç
sökebilen veya 2. sınıfta sökebilen çocuklardır.
Standart zeka testleri sonucuna göre bu çocukların “normal zeka”
düzeyinin biraz altında oldukları ortaya çıkar. Başka bir
deyişle yaşıtlarından 1 – 2 yıl geridirler. Bütün güçlerini
harcayarak sınıf düzeyinde kalmaya çabalayan bu çocuklar
anlayışsızlık karşısında doğaldır ki çok bunalır,
güvenlerini yitirir, okuldan soğurlar. Sonuç olarak
yeteneklerinin çok altında başarı gösterirler.
Ağır öğrenen bu çocukların 1. sınıfta fark edilerek durumlarının
belirlenmesi, onların örselenmesini önler. Yaşıtlarının
gerisinde olan çocuğun temel okuma-yazma ve matematik
becerilerini kazanamadan bir üst sınıfta bulunmasının bir
yararı olmayacaktır. Aksine üst sınıfta yaşıtları ile
arasındaki açık büyüyeceği için kendini yetersiz ve
başarısız olarak görecek ve güvensizleşecektir. Bu durum
arkadaşlık ilişkilerine yansıyabileceği gibi çocuğun daha
içe kapanık, kaygılı ve mutsuz olmasına da neden olabilir.
Bu nedenle 1. sınıfta temel akademik becerileri kazanamadığı
takdirde sınıf öğretmeninin önerisi ve ailenin onayıyla 1
yıl sınıf tekrarı yapmaları uygun olabilir.
2. Hafif Düzeyde
Zihinsel Öğrenme Yetersizliği Olan Bireyler Ve Özellikleri
Hafif düzeyde öğrenme yetersizliği yaşayan çocukların
özellikleri ve alınabilecek önlemler şu şekildedir;
-Bu çocuklar akademik kavramları geç ve güç
öğrenirler,öğrendiklerini çabuk unuturlar.
Öğretilecek konular anlamlı şekilde bölünmeli ve basitten
karmaşığa,somuttan soyuta doğru öğrenme sırası izlenmeli ve
aralıklı sık tekrar yaptırılmalı.
-Dikkat süreleri kısa ve dikkatleri dağınıktır.Bu nedenle:
*öğrencinin ön sıralarda,öğretmene yakın,uyarıcılardan
uzak bir sıraya oturtulması,
*dikkati yoğun , başarılı ve uyumlu bir grup çocuğun
arasına alınması,
*öğrencinin yüzü dönükken ve dinlediğini hissedince
kısa,basit ve net talimatların verilmesi,
*öğrenci ile konuşurken sakin olmalı ve normal ses tonu
ile konuşulmalı.
-İlgileri kısa sürelidir, daldan dala atlarlar.Bu
nedenle;değişik öğrenme yöntemleri ve materyaller
kullanılmalı,düzenli aralıklarla sık tekrar
yapılmalıdır.Materyal ne güç ne de basit olmalıdır.Çünkü her
ikisi de ilgisizlik ve dikkatsizlik doğurmaktadır.Öğrenmede
çocuğun ne kadar duyu organına hitap edilirse öğrenme de o
kadar etkili olur.
-Bu çocuklar güvensizdirler.Karşılaştıkları yeni durumlara
uyma ve kabul etmede zorlanır,direnme ve kaçma eylemi
gösterebilirler.Çocuk teşvik edilmeli ve bu durumu anlayışla
karşılanmalıdır.Çocuğa başarabileceği ve yapabileceği görev
ve sorumluluklar verilmelidir.Yapılması istenen şeyi
yapabileceğine inanması sağlanmalıdır.Çocuğun her başarısı
onun kendine güvenini artıracak “Ben yapabilirim” inancını
kuvvetlendirecektir.Ancak başarı duygusu yaşarsa,yeni şeyler
yapmayı isteyecektir.Başaramadığı alanlar göz ardı
edilmelidir.
-Bu çocuklar başarılı oldukları faaliyetle
ilgilenir,başarısız oldukları ile ilgilenmezler.Özellikle bu
çocuklar için başarabilecekleri basamaklardan bir basamak
öncesinin faaliyetleri verilerek ,çocuğun öğrenmeye ilgisi
ve isteği artırılabilir.
-Kolay yorulur ve sabırsızdırlar.Çalışmaları çoğunlukla
tamamlayamaz ve yarım bırakırlar.Bu durumun çocuğun öğrenme
güçlüğü ile ilgili özelliği olduğu kabul
edilmeli,değerlendirmede bu unsur dikkate alınmalıdır.Çocuk
uzun süreli çalışmaya zorlanmamalı,yorulunca çalışmanın türü
değiştirilmelidir.
-Konuşmaya geç başlarlar ve konuşma gelişimi yavaştır.Bu
nedenle akranları ile iletişimde güçlük yaşarlar.Kendinden
yaşça küçüklerle daha iyi ilişki kurarlar.Bu nedenle;
• Akranları düzeyinde konuşmaları beklenmemeli,
• Çocuk konuşmaya teşvik edilmeli,
• Sosyal gelişimi için her fırsatta normal ve akranı olan
çocuklarla ilişki kurmaları sağlanmalı,
-Dil gelişimi için resimli kitaplardan,parmak
oyunlarından,bilmece
bulmacalardan yararlanmalıdır.
-Zaman kavramı geç ve güç gelişir.Saat,gün,hafta,ay ve yılı
öğretmek ancak ileriki sınıflarda mümkün olabilir.Bu konuda
çocuk hazır olmadan böyle bir çalışmaya girilmemelidir.
-Öğretmen-öğrenci ilişkisinde;öğretmen konuşurken olumsuz
ifadeler yerine olumlu ifade kullanılmalı.
-Öğrencinin duygusal-sosyal gelişimi için diğer çocuklarla
iyi ilişkiler kurması açısından sınıfta rencide
edilmesi,dışlanması,azarlanması önlenmelidir.
-Sosyal faaliyetlerde görev almaları,grup içi çalışmalara
katılmaları sağlanmalı,başarabileceği sorumluluklar
verilmeli,başardığında övülmeli,takdir edilmeli,sözel sosyal
pekiştireçlerle davranışı ve başarısı değerlendirilmelidir.
-Aile ile eğitim öğretimin her aşamasında işbirliğine
girilmeli,bu konuda gerektiğinde okul psikolojik
danışmanından yardım alınmalıdır.
-Basit beden eğitimi hareketleri yaptırılmalı,karmaşık
hareketler ve kurallı oyunlarda çocuktan yüksek performans
beklenmemeli.
-İş eğitimi dersinde kendinin yapabileceği daha basit
çalışmaların verilmesi ya da dinleme izleme boyutunda sözel
etkinliklere katılarak değerlendirilmeli.
-Müzik dersinde ritimle çalışmada güçlük yaşar,bu güçlük göz
önüne alınarak öğrenci performansı değerlendirilmeli.
3. Orta Düzeyde Zihinsel Öğrenme Yetersizliği Olan Bireyler
Ve Özellikleri
Orta düzeyde zihinsel
öğrenme yetersizliği; bireyin gecikmeli konuşma ve dil
gelişimi, sosyal, duygusal veya davranış problemleri ile
temel okuma yazma ve sayma becerileri kazanmasında ortaya
çıkan gecikme durumudur.
Öğrenmenin gerçekleşmesinde geçirilen
basamaklara bakıldığında, bu çocuklar ile yaşıtları olan
diğer çocukların farklı basamaklardan geçmediği
görülmektedir. Ancak, bu çocukların, bu basamaklardan
geçmeleri daha yavaş olmaktadır. Ayrıca, bu çocuklara karşı
toplumun gösterdiği olumsuz tutum ve davranışlar ile
çocukların geçmişte yaşadıkları çeşitli başarısızlıklar
onlarda kaygı, başarısızlık beklentileri ve engellenme
duygularını yoğun bir biçimde ortaya çıkarmaktadır. Bu
duygular ise çocukların akademik başarılarını olumsuz yönde
etkilemektedir.
Öğrenme süreci dikkate alındığında, orta düzeyde
öğrenme yetersizliği olan çocukların dikkat, bellekte tutma,
hatırlama vb. konularda bazı eksikliklerinin olduğu
görülmektedir. Bu çocukların dikkatlerinin kısa süreli ve
dağınık olduğu, herhangi bir uyarana karşı dikkatlerini
yoğunlaştırmada ya da sürdürmede daha fazla deneme ve zamana
ihtiyaç duydukları bilinmektedir. Öğrenilen bilgilerin
bellekte tutulmasında da bazı problemleri görülmektedir.
Özellikle kısa süreli bellekteki bilgileri uzun süreli
belleğe aktarmada zorluklarla karşılaşmaktadırlar.
Kısa süreli bellekteki bu zorlukların temelinde
ise uygun öğrenme ya da transfer yöntemlerini kullanmada
gösterdikleri yetersizlikler yer almaktadır. Yaşıtlarının
kendiliğinden ya da gözleyerek öğrendikleri bu yöntemleri,
bu çocuklar, çoğu kez özel bir öğretimden geçmeden
öğrenememektedirler.
Orta düzeyde zihinsel öğrenme yetersizliği
gösteren çocukların dil ve konuşmayı öğrenmeleri ile diğer
yaşıtlarının bu becerileri öğrenmeleri de aynı süreçlerden
geçerek gerçekleşmektedir. Ancak, bu çocukların bu
süreçlerden geçiş hızları daha yavaş olmaktadır. Bu nedenle
dil ve konuşma gelişimlerinde gecikme ve ilk basamaklarda
takılma sıklıkla karşılaşılan durumlardır.
Orta düzeyde zihinsel öğrenme yetersizliği olan
çocuklarda okuma yazma becerilerini kazanmada gecikme durumu
görülmektedir. Bu çocuklarda okuma yetersizliği daha çok
okuduklarını anlama boyutundadır. Bu çocukların
eğitimlerinde yeterli güdülenme sağlanarak, okuma
becerilerinin öğretimine ağırlık verilerek ve uygun öğretim
yöntemleri kullanılarak başarılı olabilecekleri
görülmektedir.
Orta düzeyde zihinsel öğrenme yetersizliği
gösteren çocukların, aritmetik becerilerin çeşitli
boyutlarında gösterdikleri başarılar da farklı olmaktadır.
Hesaplama becerisinde genellikle kendilerinden beklenene
yakın bir başarı göstermektedirler. Ancak, aynı başarıyı usa
vurma da gösterdikleri söylenemez. Bu durum, usa vurmanın
okuma ve kavramaya bağlı olması ile aritmetik öğretiminde
yetersiz ya da uygun olmayan yöntemlerin kullanılmasıyla
açıklanabilir.
Sonuç olarak, orta düzeyde öğrenme yetersizliği
bulunan çocukların eğitim öğretimlerinde; onlara uygun
öğretim yöntemlerinin seçilmesi, başarısızlık duygusunu
yaşamayacakları ya da en az yaşayacakları ortamların
hazırlanması, başarılı olma girişimlerinin desteklenmesi ve
pekiştirilmesi, yeteneklerine ilişkin güvenlerinin
artırılması, güdülenmelerinin yeterli ölçüde sağlanması gibi
ögeler dikkate alınmalıdır. Böylece, bu çocukların gerçekte
başarabilecekleri düzeye ulaşmaları da sağlanmış olacaktır.
Orta düzeyde zihinsel öğrenme yetersizliği; bireyin
gecikmeli konuşma ve dil gelişimi, sosyal, duygusal veya
davranış problemleri ile temel okuma yazma ve sayma
becerileri kazanmasında ortaya çıkan gecikme
durumudur. Öğrenmenin gerçekleşmesinde geçirilen
basamaklara bakıldığında, bu çocuklar ile yaşıtları olan
diğer çocukların farklı basamaklardan geçmediği
görülmektedir. Ancak, bu çocukların, bu basamaklardan
geçmeleri daha yavaş olmaktadır. Ayrıca, bu çocuklara karşı
toplumun gösterdiği olumsuz tutum ve davranışlar ile
çocukların geçmişte yaşadıkları çeşitli başarısızlıklar
onlarda kaygı, başarısızlık beklentileri ve engellenme
duygularını yoğun bir biçimde ortaya çıkarmaktadır. Bu
duygular ise çocukların akademik başarılarını olumsuz yönde
etkilemektedir. Öğrenme süreci dikkate
alındığında, orta düzeyde öğrenme yetersizliği olan
çocukların dikkat, bellekte tutma, hatırlama vb. konularda
bazı eksikliklerinin olduğu görülmektedir. Bu çocukların
dikkatlerinin kısa süreli ve dağınık olduğu, herhangi bir
uyarana karşı dikkatlerini yoğunlaştırmada ya da sürdürmede
daha fazla deneme ve zamana ihtiyaç duydukları
bilinmektedir. Öğrenilen bilgilerin bellekte tutulmasında da
bazı problemleri görülmektedir. Özellikle kısa süreli
bellekteki bilgileri uzun süreli belleğe aktarmada
zorluklarla karşılaşmaktadırlar. Kısa süreli
bellekteki bu zorlukların temelinde ise uygun öğrenme ya da
transfer yöntemlerini kullanmada gösterdikleri
yetersizlikler yer almaktadır. Yaşıtlarının kendiliğinden ya
da gözleyerek öğrendikleri bu yöntemleri, bu çocuklar, çoğu
kez özel bir öğretimden geçmeden
öğrenememektedirler. Orta düzeyde zihinsel
öğrenme yetersizliği gösteren çocukların dil ve konuşmayı
öğrenmeleri ile diğer yaşıtlarının bu becerileri öğrenmeleri
de aynı süreçlerden geçerek gerçekleşmektedir. Ancak, bu
çocukların bu süreçlerden geçiş hızları daha yavaş
olmaktadır. Bu nedenle dil ve konuşma gelişimlerinde gecikme
ve ilk basamaklarda takılma sıklıkla karşılaşılan
durumlardır. Orta düzeyde zihinsel öğrenme
yetersizliği olan çocuklarda okuma yazma becerilerini
kazanmada gecikme durumu görülmektedir. Bu çocuklarda okuma
yetersizliği daha çok okuduklarını anlama boyutundadır. Bu
çocukların eğitimlerinde yeterli güdülenme sağlanarak, okuma
becerilerinin öğretimine ağırlık verilerek ve uygun öğretim
yöntemleri kullanılarak başarılı olabilecekleri
görülmektedir. Orta düzeyde zihinsel öğrenme
yetersizliği gösteren çocukların, aritmetik becerilerin
çeşitli boyutlarında gösterdikleri başarılar da farklı
olmaktadır. Hesaplama becerisinde genellikle kendilerinden
beklenene yakın bir başarı göstermektedirler. Ancak, aynı
başarıyı usa vurma da gösterdikleri söylenemez. Bu durum,
usa vurmanın okuma ve kavramaya bağlı olması ile aritmetik
öğretiminde yetersiz ya da uygun olmayan yöntemlerin
kullanılmasıyla açıklanabilir. Sonuç olarak,
orta düzeyde öğrenme yetersizliği bulunan çocukların eğitim
öğretimlerinde; onlara uygun öğretim yöntemlerinin
seçilmesi, başarısızlık duygusunu yaşamayacakları ya da en
az yaşayacakları ortamların hazırlanması, başarılı olma
girişimlerinin desteklenmesi ve pekiştirilmesi,
yeteneklerine ilişkin güvenlerinin artırılması,
güdülenmelerinin yeterli ölçüde sağlanması gibi ögeler
dikkate alınmalıdır. Böylece, bu çocukların gerçekte
başarabilecekleri düzeye ulaşmaları da sağlanmış olacaktır.
|