|
DİL VE
KONUŞMA YETERSİZLİĞİ OLAN BİREYLER
Dil ve Konuşma Güçlüğü: Sözel iletişimde farklı
seviye ve biçimlerde ortaya çıkan aksaklıklar ve
düzensizlikler nedeniyle dili kullanma, konuşmayı edinme ve
iletişimdeki güçlüklerin, bireyin eğitim performansı ve
sosyal uyumunu olumsuz yönde etkilemesi durumudur.
Konuşma,
hoş olmayan bir sesle ve yaşına uygun olmayan veya
anlaşılmayan bir şekilde yapılır, dolayısıyla normalden çok
farklılık gösterir ve dikkati konuşana çeker ise genellikle
engelli konuşma olarak kabul edilir. Bir başka deyişle
konuşma esnasında dinleyenlerin çoğu, çoğu kez ne
söylendiğine değil de nasıl söylendiğine dikkat ediyor, çoğu
konuşmayı umduklarından farklı buluyor ve konuşan ne
söyleyeceğini değil de nasıl söyleyeceğini düşünür veya o
endişe içinde olur ise o konuşma, engelli bir konuşma
sayılabilir.
Konuşma
engelinin türleri
1-Gecikmiş
Konuşma
2-Ses
Bozukluğu
3-Artikülâsyon Bozukluğu
4-Kekemelik
5-İşitme
Engeline Bağlı Konuşma Bozuklukları
6-Yarık
Damak ve Beyin Engeline Bağlı Konuşma Bozuklukları
7-Yabancı
Dil ve Bölgesel Konuşma Ayrılıklarına Bağlı Konuşma
Bozuklukları
Konuşma engeli olan birey çocukluktan yetişkinliğe kadar
reddedilme, izole edilme (gizlenme), alay edilme ve acımaya
karşı devamlı olarak savaşmak zorunda kalacaktır. Bundan
dolayı, nedeni organik olan konuşma bozuklukları gerekli
tedbir alınmadığında kısa zamanda duygusal problemler haline
gelirler.
KONUŞMA
ENGELİNİN NEDENLERİ
Çocukla
ilgili olan nedenler:
a- Zeka:
Konuşma oldukça karmaşık becerilerin belli bir düzen içinde
oluşmasını gerektirir. Araştırmalar, zeka geriliğinin
konuşma engelinin tek sebebi olarak gösterilemeyeceğini
ortaya çıkarmıştır. Zihin kabiliyeti ile dil kabiliyeti
arasında olumlu bir ilişki olduğu genellikle kabul edilir.
Konuşmayı kazanmadan önce işitme engelli çocuklardan zekaca
üstün olanlar, konuşmayı normal ve zihinsel engelli olan
işitme engellilere oranla daha erken, daha kolay ve daha iyi
kazanabilmektedirler.
b-Sağlık:Ağır
ve uzun süren hastalıklar çocuğun her türlü gelişimini
yavaşlatır, bazen durdurur. Başta gırtlak iltihabı
(larenjit) olmak üzere boğazda yerleşmiş çeşitli mikrobik
hastalıklar ve ses telleri üzerinde oluşan yumrucuklar da
sesin kısık ve boğuk çıkmasına yol açarak konuşmayı
güçleştirir.
c-İşitme:İşitme-konuşma
arasında çok sıkı bir ilişki vardır. Doğuştan işitme
engellilerin, özel eğitime tabi tutulmazlarsa konuşmayı
öğrenemedikleri bilinen bir gerçektir.
d-Sinir-kas
sağlığı ve aralarındaki eşgüdüm:Sinir ve konuşma engelli
olduğu zaman çocuklarda konuşma geriliği de
görülmektedir.Beyin felci ile engelli olan çocukların
konuşma ve ses gelişimlerinde gerilik görülmektedir.
e-Konuşma
organları:
Diş, dil,
damak, boğaz ve ses bantları engelli olduğunda çocuk
muhtemelen konuşma güçlüğü çekecektir.
f-Olgunlaşma:
Sinir, kas
sağlığı ve aralarındaki eş güdüm normal olabilir.fakat motor
gelişim yönünden belirli olgunluğa erişemedikçe çocuk
konuşamaz. Çocuk çene ve dil kaslarına hakim olup, onları
kullanacak düzeye erişmeden sesleri çıkaramaz.
g-Cinsiyet:
Kızlarda
kekemelik oranı daha azdır. Kızlarda konuşma gelişimi daha
erken başlar, daha iyi gelişir ve daha az konuşma engeli
görülür.
h-Duygusal durum:
Korkunç
kazalar, duygusal şok geçirenlerde konuşmanın kaybedildiği
görülür. İlk çocukluk devresinde çocuğun karşılaştığı
duygusal güçlükler onun konuşma gelişimini etkiler,
geciktirebilir.
Çevresel
nedenler:
a-Güdüleme, uyarım, teşvik:
Çevresinden
gelen teşvik sonucu çocuk konuşmaya yönelecektir. Konuşması
için uyaranların zengin olması gerekir.
b-Konuşmayı öğretmek için kullanılan metot:
Konuşma
eğitmeni denen uzmanların amacı çeşitli türden konuşma
bozuklukları ya da sorunları olan insanlara yardımcı
olmaktır. Küçük bir çocuğa da konuşmayı öğretmek için
seçilen metot, konuşmaya teşvik edici olmalı ve dilin doğru
kullanılarak konuşmada iyi bir model olunmalıdır.
c-Diğer
çevresel nedenler:
Yapılan
araştırmalar sosyo-ekonomik düzeyi yüksek çocukların; sosyo-ekonomik
düzeyi düşük olan çocuklardan daha fazla kelime hazinesine
sahip olduklarını ve konuşmaya daha erken başladıklarını
göstermiştir.
GECİKMİŞ
KONUŞMA
Çocuğun konuşması kendi yaşından beklenenden çok geri veya
konuşma gelişimi yaşıtlarından çok daha yavaş ise o çocuğun
konuşması “gecikmiş konuşma” olarak adlandırılır.
Çoğunlukla 2-3 yaşlarında konuşamayan çocukların anne
babaları konuşmanın geciktiğinin farkına varırlar.
GECİKMİŞ
KONUŞMANIN BELİRTİLERİ
Gecikmiş konuşma problemi çok değişik şekilde ve değişik
derecelerde görülür. Çocuklar normal konuşmaya sahip
olmadıkları için çalışmalar daha çok gözlem yoluyla veya
çevresindekilerden alınan bilgilere dayanır.
Konuşmaları dikkate alındığında belirtileri; hiç
konuşmamaktan, çok zor anlaşılır birkaç kelime söylemeye
kadar değişiklik gösterir. Kelime dağarcıklarında eksiklik
vardır. “Ben”,”benim” gibi zamirleri kullanmayı 3 yaş
civarında bile tam olarak öğrenemezler. Cümle kuramazlar.
Jest, mimik ve diğer işaretli hareketleri daha çok
kullanırlar. İsteklerini ifade edemezler. Başkalarının
konuşmalarına ilgi göstermez ve dinlemezler. Durmadan ses
çıkarırlar.
İleri derecede gecikmiş konuşma engeli olan çocuklar kendi
istek ve duygularını direkt hareketlerle belli ederler.
Kişiye, eşyaya vurmak, itmek gibi fiziki güç ile yapılır. Bu
hareketlerinden dolayı kendi yaşıtlarıyla geçinmeleri
zordur. Dolayısıyla uyum problemleri de görülür.
Bu çocukların bazıları topluluktan ayrı kalma
eğilimindedirler. Kendi başına oyun oynamak veya bir şeyle
meşgul olmak isterler.
Normal konuşmaya sahip çocuklara kıyasla daha çabuk ağlama,
bağırma, oyuncakları kırma, dağıtma ve hırçınlık gibi kökü
duygusal olan hareketler görülebilir.
GECİKMİŞ
KONUŞMANIN NEDENLERİ
Zihinsel engel:2 yaşına kadar çocuğun çıkardığı seslerle
zekanın ilişkisi olmamasına karşın, 2 yaşından sonra dil
gelişimiyle IQ arasında sıkı bir ilişki olduğu görüşü ağır
basmaktadır.
Dil zekaya bağlı olarak gelişir. Zihinsel engelliliği
meydana getiren veya zeka gelişimini engelleyici sebeplerin
bir çoğu konuşma gelişimini engelleyici sebeplerin bir çoğu
konuşma gelişimini de engeller.
Zeka seviyesi tanı ve terapide izlenecek yolun saptanması
için önemlidir.
Sağlık durumu: Konuşma gelişim devresinde uzun süren
ve ağır geçen hastalıklar çocuğun konuşma gelişimini
engeller. Hastalık birinci yaşta olursa etkisi daha çok
olabilir. Hasta olan bebeğin “babıldama “ döneminde keyifli
ve rahat ses çıkarması beklenemez.Böylece babıldama ile
kazanacağı sesleri çıkaramaz. Ayrıca böyle durumlarda çocuk
konuşmaya az teşvik edilir, kendini iyi hissetmez ve her
istediği önceden yapılır buda çocuğun konuşma ihtiyacı
duymamasına neden olur.
İşitme kaybı: Konuşma ses algısına dayandığı için
çocuğun işitme engeli konuşma gelişimini etkiler. Doğuştan
işitme engelli olanlar özel metotlarla öğretilmedikçe
konuşmayı kazanamazlar. Ağır işitenler ise işitme
engellerinin iletisel veya sinirsel oluşlarına göre
artikülasyon bozukluğundan ses bozukluklarına kadar çeşitli
konuşma engeli geliştirirler. Çocuğun işitme durumu tespit
edilmelidir. Odiometrik muayene ile bir odiogramının
çıkarılmasında fayda vardır.
Motor-koordinasyon güçlüğü:
Bazı çocuklar dil, damak,
dudak gibi konuşma organlarını kontrolde güçlük çekerler. 5
veya 4 yaşından önce çocuk felci geçirmiş olanların
anlaşılır bir konuşma kazanmaları pek enderdir. Damak ve
boğaz çevresinde kısmi felç olduğunda yine aynı durum
görülebilir. Bu bakımdan nörolojik muayeneyi içine alan tam
bir tıbbi muayene gerekmektedir.
Aile ve Çevre Koşulları:
Aile ile ilgili nedenlerin
başında çocuğun konuşma için gerektiği kadar güdülenmeyişi
gelir. Çocuk konuşmanın bir işe yaradığını hissetmezse
konuşmayı öğrenmek için kendini zorlamaz. Öğrenmede güdüleme
ödül ve ceza ile olur. Ailenin çocuğa konuşmayı öğretmek
için ne gibi bir yol izlediğini öğrenmek gerekir. Disiplin
daha ağır basıp ödül yetersiz,zamana ve duruma uygun olarak
kullanılmıyorsa konuşma gelişimi çok yavaş olur. Hatta bazen
hiç gelişmez.
3 yaşından önce konuşmalarında gelişme görülmeyen çocuklarla
ilgili olarak yapılan vaka incelemeleri bu çocukların bir
yaşından önce tuvalet kontrolü ve kendi kendilerine yemek
yemeleri için aşırı zorlanmış olduklarını ortaya
çıkarmıştır.
Çocuğun konuşmayı öğrendiği devrede evde iyi, açık ve
anlaşılır konuşma örneğine sahip olması önemlidir. Evde
birden fazla dilin konuşulması da çocukta dilin
algılanmasını güçleştirir.
Duygusal Çatışma: Çocuklar konuşmalarını bir kaza,
bir şok veya duygusal çatışma nedeniyle kaybedebilirler.
Korkular, heyecanlar, aile hayatındaki büyük değişiklikler,
yeni bir kardeşin doğumu gibi durumlar konuşmayı etkiler.
Problemin giderilmesi, çocuğun konuşmasının
ilerletilebilmesi için teşhis şarttır. Ne çeşit bir problem
olduğu ve ayrıntıları bilinirse terapi sürecinin başlatılıp
başlatılmayacağına karar verilir.
İnceleme doktorlar , psikologlar ve konuşma engeli uzmanları
tarafından yapılır. İnceleme raporu hazırlanarak yapılacak
çalışmalar belirlenerek aileye bilgi verilir.
KEKEMELİK
Kekemelik konuşma engelleri arasında oran itibariyle az
olmakla beraber etki bakımından çok önemli yer tutan bir
engel türüdür. Kekemelik konuşmanın tümünü etkileyen bir
engeldir.
Kekemelik, seslerin, hecelerin, sözcüklerin söylenmesinde
işitilebilir veya sessiz tekrar ve uzatmalar biçiminde sözlü
anlatım akıcılığındaki bozukluk olarak tanımlanabilir. Bazen
bu bozukluklar konuşma organlarının hareketleri ile ilgili
ya da ilgisiz beden hareketleri ile birlikte görülmektedir.
Bu bozukluklar sıklıkla heyecan veya gerilim durumlarının ve
korkuların, utanma, rahatsızlık gibi özel duyguların
belirtisidir.
Kekemelik kız çocuklara oranla erkek çocuklar arasında daha
sık görülmektedir. Ayrıca kekemeliğin derecesi de erkek
çocuklarda kızlara oranla daha fazla olmakta ve problemin
sürekliliği de erkekler aleyhine fazla olmaktadır.
Kekemelik, konuşmada tutukluk, bocalama ve tekrar normal
konuşmaya dönüş gibi belirtilerle 3-4 yaşındaki çocuklarda
başlayabilir. Asıl kekemelik tablosunun gerçek yerleşimi
daha çok 5-6 yaşlarında olur. Sınıfta bir şey okuyacağı
sırada kekeleyen çocuk, şarkı söylerken ya da telefonla
konuşurken kekelemeyebilir. Çocukların çoğunlukla 2,5 -3,5
yaşları arasında kekelemelerinin nedeni, bu sırada çocuğun
özellikle heyecanlıyken düşünce ile dilini birbirine
karıştırmasından kaynaklanmaktadır. Sözcük dağarcığı kısıtlı
olmasına karşın çok şey söylemek isteyen çocuk, konuşmada
zorluk çeker ve sonuç olarak kekeler.
|